HELAL GIDA STANDARTI

“Helâl gıda standardı, lâik devletin işi değil”
 
TSE.nin helâl gıda standardı çalışmalarını değerlendiren Tüketiciler Birliği Gıda Komitesi Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer; “TSE.nin bu çalışması lâiklik ilkesi ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasaya aykırıdır”   “Tüm gelişmiş, serbest piyasalarda bir dinin gerekleri ve ilkeleri gözetilerek hazırlanan ürünlerin belgelendirilme işlemleri, bağımsız ve devlet dışı örgütlenmiş kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Ülkemizde de, kamu kurumları eliyle yapılması planlanan bu çalışma yerine aynı yol izlenerek, devlet dışında örgütlenme sürecine katkı yapılarak bağımsız sertifikasyon kuruluşlarının örgütlenmesi sağlanmalıdır” dedi.

Tüketiciler Birliği Gıda Komitesi Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Türk Standartları Enstitüsü (TSE), 2006 yılı sonunda yürürlüğe girmek üzere “helâl gıda” adı altında yeni bir standart ve belgeleme çalışması başlattığını açıklamıştır.

İslâmi usullere göre hazırlanmış gıda tüketmek isteyen tüketicilerin ihtiyacını karşılamak amacı ile hazırlandığı belirtilen bu belgeleme çalışması, anayasada belirlenmiş lâiklik ilkesi ve özellikle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasaya aykırıdır.

Bir kamu kurumu olan TSE., hazırlayacağı “helal standardı” ile bir yandan bu belgeyi verdiği ürünlerin İslâmi usullere göre helâl olduğunu açıkça belirlerken, öte yandan bu belgeye sahip olmayan ürünlerin ise haram olduğunu zımnen belirlemiş olmaktadır. Kamu kuruluşlarının Anayasanın 2. maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti … lâik … hukuk devletidir” hükmüne uygun davranması zorunludur. Bir kamu kurumunun bir dinin mensuplarının ihtiyacını karşılamak amacıyla o dinin ortaya koyduğu ilkeleri gözeterek belgeleme çalışması yapması, bu çalışmayı yapan kamu kurumu ve dolayısıyla devleti, bir dinin mensupları ve mensubu olmayanları arasında taraf haline getirmektedir.

Öte yandan bir kamu kurumunun serbest ve tam rekabetin esas olduğu piyasa ortamında bir ürün için “helal”, başka bir ürün için dolaylı olarak “haram” nitelemesi yapması, tüketiciyi –üstelik devlet gücüyle- yönlendiren ve sonuçta rekabet ortamını sınırlayan bir tutumdur. Bu tarz belirlemeler 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa ile çelişmektedir.

Tüm gelişmiş, serbest piyasalarda bir dinin gerekleri ve ilkeleri gözetilerek hazırlanan ürünlerin belgelendirilme işlemleri, bağımsız ve devlet dışı örgütlenmiş kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Ülkemizde de, kamu kurumları eliyle yapılması planlanan bu çalışma yerine aynı yol izlenerek, devlet dışında örgütlenme sürecine katkı yapılarak bağımsız sertifikasyon kuruluşlarının örgütlenmesi sağlanmalıdır.

Tüketiciler Birliği olarak; TSE.nin başlattığı bu çalışmayı durdurarak atılan yanlış adımdan dönülmesi gerektiğini, aksi takdirde başta Rekabet Kurulu olmak üzere gerekli karar mercilerine başvuruda bulunacağımızı belirtiyoruz.

Dr. Müh. Hüseyin Kâmi Büyüközer
Gıda Komitesi Başkanı
TÜKETİCİLER BİRLİÐİ

 

10 thoughts on “HELAL GIDA STANDARTI

  1. istanbulda 6 senedir yaþayan biri olarak strese girmiþ durumdayým.nedenmi birinin haram dediðine diðeri helal diyor.birinin ye dediðine diðeri yeme diyor..ne yiyip ne içeceðiz kaldýki büyük þehirde yaþýyoruz.çoðu gýdayý hazýr almak durumundayýz.onu yeme bunu yeme içme tamam dinimize uymak durumundayýz ancak bu üreticilerde sorumlu deðilmi?hele bu katký maddeleri çok vahim..ülkede en dindar geçinen üretici kullanýyorsa diðerleri ne yapmaz..allah korusun.çaocukluðumu hatýrlýyorumda yoðurdu peyniri kendimiz yapardýk.iyide sokakta sütçüde kalmadýðýna göre sütü kimden alýcaz paket süt aldýðýmýzý düþünürsek içinde ne olduðu bellimi..en iyisi köye kasabaya dönmek gibi geliyor bana allah tüm müslümanlarý kötülerin þerrinden korusun..

  2. hasanakii arkadaþýmýzýn söylediklerine kesinlikle katýlýyorum.Güya müslüman ülkeyiz.Gerçektende müslüman üreticilerimiz bile dinimizi hiçe sayýp da gelir saðlamak adýna onlara alet oluyorlarsa yazýklar olsun öbür tarafta bu yaptýklarýnýn vebalini nasýl çekecekler.Gerçi rabbim burada yaþarkende mutlaka onlara verecektir karþýlýðýný.Sayýn üretici ve yöneticilerimiz ne olur artýk oyunlara gelmeyelim insanca yaþama hakkýmýzý istiyoruz.Türk’ün Türk den baþka dostu olmaz, atasözümüzü hatýrlatmak isterim.Heleki inanamýyorum müslümanýn müslümana yaptýðý bu haksýzlýða.Rabbim doðru yolda yürümemizi onlarada hidayetini nasib eylesin inþ.Allaha emanet olunuz..

  3. selamün aleyküm eþim bir kaç gün önce bir arkadaþýndan kefir almýþ getirdi ve sonra interntten faydalarýný okudu iki gündür de içiyoruz içinde alkol olduðna dikkat etmedik þimdi sizin yazýnýzý da okuyunça þasýrdýk kaldýk þimdi ne yapacaðýmýzý tam kestiremiyoruz alkol alamayacaðýmýza göre
    bunca faydasýndan vazgeçmeliyiz

  4. Birde þu yönden baksak yanlýþ mý olur acaba?
    þimdi kefir denen içeceði ne kadar içersek içelim sarhoþ etmez.Dinimizde alkolün hükmü de “içildiðinde azý sarhoþ edenin çoðu da haramdýr.” olduðuna göre bu durumda ne yapmamýz gerek.
    Saygýlar…

  5. Arkadaþýn sorduðu soru benimde aklýma takýlýyor.
    Kefirden ne kadar içersek içelim sarhoþluk vermiyor.
    Acaba buna haram demek ne kadar doðru?
    Bu soruya bir cevap veririseniz sevinirim.

  6. selamun aleyküm…kefirin içinde fermantasyondan kaynaklanan alkol olduðu doðrudur..bu mikroorganizmalar tarafýndan üretilen doðal bir alkoldür..peki bu doðal alkol haramsa eðer,turþu da alkol fermantasyonu geçirmektedir.bunun da haram olduðu konusunda bir açýklama yapýlýrsa sevinirim..

  7. kardeþim, hadisi þerifin doðrusu. "çoðu sarhoþ edenin azý da haramdýr" þeklindedir. Din adýna konuþurken dikkatli olmalýyýz.

  8. hasanakii arkadaþýma katýlýyorum.Gýda bölümü mezunu olarak inanýn bende bu durumu ilk kez duydum.Hocalarýmýz bu zamana kadar kefirin faydalarýný sýralamakla bitiremezken yazýnýzý okudum ve hayretler içinde kaldým.Haklýsýnýz üreticilerde sorumlu bi ölçüde.Fakat öyle durumlar oluyo ki üreticilerinde elinde olmuyo bazý þeyler.Örneðin kefir içine özellikle alkol aktýlmýyor.Fermantasyon esnasýnda bakterilerin ürettiði etil alkolden kaynaklanýyor.Diðer içeceklerde de ayný þey geçerli.

  9. “kefirde alkol oraný çok az,turþuda da meyvede de, ekmekte de o kadar alkol var.”sözleri doðru deðil.Makaleyi yeniden okumanýzý öneririm.Ayrýca oluþan alkolün dýþarýdan eklenmesi veya kendiliðinden oluþmasý durumu deðiþtirmez. Üzüm suyu þaraplaþýrken alkol dýþarýdan ilave edilimiyor, kendi içinde fermantasyona uðrayarak oluþuyor. Kefirde de olay aynen ceryan ediyor. Bekleme zamanýna ve sýcaklýðýna baðlý olarak alkol oraný artýyor.

ebrari için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir