JELATİNİN ÜRETİMİ

JELATİN(GELATINE) ÜRETİM PROSESİ 

Üye ve ziyaretçi kardeşlerimizden yoğun olarak jelatin üretimi hakkında bilgi talebi üzerine, jelatin üretim prosesi üzerinde bir bilgi notunu bilginize sunuyoruz. Bugün dünyada 2000- 3000 ton/yıl kapasiteli tesisler kurulabilmektedir. Burada en önemli konu işletmede gerekli olan helal şartlarda kemik ve deri parçalarının sistemli ve sürekli tedarik ağının oluşturulmasıdır.

GIDA RAPORU

JELATİN ÜRETİMİ

1.Ön İşlemler
2.Ekstraksiyon(Çekme,Çıkarma)

1.Ön İşlemler

Ham maddenin tam olarak temizliğinden sonra, ham maddenin kökenine bağlı olarak uygulanan farklı ön hazırlık işlem adımlarını içerir.

jelatin on isleme

Ham maddenin hazırlanması

Jelatin üretiminde, prensip olarak iki işlem metodu kullanılır:

Asit işlem metodu-A tipi jelatin için

Ham madde(öncelikle domuz derisi) İlk olarak bir üç günlük hazım işlemine tabi tutulur. Burada malzeme asitle muamele edilir ve hemen sonra jelatin çıkartma işlemine başlanabilir.

Alkali işlem metodu-B tipi jelatin için:

Bu işlem, birkaç haftalık bir zaman periyoduna yayılır ve sakin bir şekilde kollagen yapısını değiştirir. Burada yalnız kemik ve deri parçaları kullanılabilir. Bu yolla üretilen Kollagen sıcak suda erimiş şekildedir.

1.Ekstraksiyon

Ön işlem görmüş malzemeye daha sonra sıcak su ilave edilir ve çok kademeli ekstraksiyon işlemi başlatılır. Düşük sıcaklıkta elde edilen ilk jelatin fraksiyonları en yüksek derecede gelleşme konumuna sahiptir. Yaklaşık %5 lik solüsyon elde edilir. Malzeme,daha sonra taze ve sıcak su kullanarak ekstarksiyon işlemine tabi tutulur. Bu işlem, jelatinin en küçük parçasının kaynar su kullanılarak ekstraksiyonu yapılıncaya kadar devam eder. Tamama çok yakın olarak ekstraksiyon sonucu ürün elde edilir.

jelatin ekstraksiyon

Ekstraksiyon

2.Arıtma

Ekstraksiyon işleminden elde edilen yaklaşık %5 lik jelatin solisyonu, yüksek performanslı seperatörlerin kullanımı ile yağ ve lif artıklarından arındırılır. Ön arıtma, temizleyici kiselgurdan geçirilmesi ile tamamlanır.

Ön tabakalama filtreleri ki, azami derecede ince partikülleri tutmayı sağlarlar ve arkasından meşrubat sanayiinde kullanılana benzer sellüloz plaka filtrelerinden geçirilir. Arıtılmış malzeme daha sonra iyon alıp veren reçine içeren kolonlardan geçirilirken, şartlara bağlı olarak, kalsiyumdan,sodyumdan, asit artıklarından ve diğer tuzlardan, jelatin serbest hale getirilir.

jelatin aritma
Arıtma

3.Konsantrasyon:

Ön ısıtma donanımlı çok kademeli vakum evaparatorler,jelatin solüsyonunu sterilize etmek için kullanılır. Aynı zamanda enerjinin minimum kullanımı ile, seyreltik çözeltiden yumuşak bir tarzda su uzaklaştırılarak bal kıvamında bir konsantre elde edilir. Yüksek viskos özellikteki solüsyon, daha sonra tekrar sellüloz plakalardan oluşan filtrelerinden geçirilir. Herhangi kalmış kalıntılar da uzaklaştırılmış olur.

jelatin konsantrasyon

Konsantrasyon

4.Öğütme, Eleme ve Harmanlama:

Bunlar son işlemlerdir ancak, müşterinin özel istekleri veya farklı uygulamalar için jelatinin önceden hazırlanmasını gerektiren zincirde çok önemli adımlardır. Bu şartlar sebebi ile farklı öğütücüler ve blenderler kullanılır. Silolara doldurulduktan sonra kalite kontrol laboratuarı tarafından son kontrollar yapılır çuval, torba ve kutularda anbalajlanarak müşteriye gönderilir.

ogutme

Öğütme, Eleme ve Harmanlama

5.Kurutma:

Yüksek derecede konsantre edilmiş jelatin solüsyonu, daha sonra potansiyel tehlikelere karşı tekrar sterilize işlemi olarak, hızla yüksek sıcaklıkta bir sterilazyon işlemine tabi tutulur, soğutulur ve katılaştırılır.

Bu işlem, kurutucu tablası üzerinde eşit olarak dağılmış jelatin nodullarını üretir. Burada kıllanılan filtreleme, yıkama, ön kurutma ve filizlenmeyi önleyen hava jelatini kurutur. Kurutucuyu terk etmek üzere şimdi sert ve kırılgan jelatin parçalanarak alınır ve aynı parça ebatlarına getirmek için öğütülür. Bu formda, bir sonraki işleme gerek oluncaya kadar depoda depolanır. 1000, 2000 kg. lık yığınlar olarak kullanıma gitmeden önce kimyasal, fiziksel ve bakteriyel olarak testleri yapılır.

jelatin kurutma

Kurutma

6 thoughts on “JELATİNİN ÜRETİMİ

  1. selam ve dua ile Kardeþler
    Ne olursa olsun özellikle TÜSÝAD denilen distribütörler derneði baþta olmak üzere tüm ABD ve ÝSRAÝL destekçilerini protestoya devam edelim. kendimden örnek vereyim: daha önce bulunduðum þehirde ve þimdiki yaþadýðým yerde alýþveriþ yaptýðým iki bakkalý(kendileri market diyor) belli ürünleri almayarak ve nedenini söyleyerek býktýrdým ve etkili oldu da… Ýnsanlar ne kadar karþý çýksa da yanýnýzda etkisi oluyor(psikoljikman akýllarýnda kalýyor 1-2 kiþiyi de alýþtýrsanýz bu hassasiyete, uðraþan katlanýr)
    siz de hiç olmazsa niçin bu ürünleri almadýðýnýzý basitçe olsa bile ifade edin.
    Eski bakkalý bilmem ama þimdiki bakkal PEPSÝ tabelasýný ve Dolabýný iade etti, Nestle ve Danone ürünü satmýyor.Procter&Gamble i tanýyor. En azýndan alternatif ve küçük firmalarý kullanalým ve dile getirelim.
    mesela hepimiz çok kolay þekilde bize ikram edilen içecek COCA COLA veya PEPSÝ ürünü ise içmeyi reddedebiliriz(kimse bunu içmediði için ölmez) ve sebebini açýkladýðýmýzda insanlar bizim gibi yapmasalar da kararlýlýk oranýmýza göre etkileneceklerdir. Tecrübeyle sabit tanýdýklar benim bulunduðum yerde özellikle almamaya çalýþyorlar bu ZIKKIMLARI!
    Hakkýnýzý helal edin ben diye yaþadýklarýmý anlattým birþey deðil aslýnda yaptýðýmýz daha çok uðraþmalýyýz bu ZALÝMLERLE
    MAZLUMLARDAN UTANALIM VE BOYKOTU SÜRDÜRELÝM!

  2. Esselamü aleyküm ve rahmetullahi
    Sitenizle yeni tanýþmýþ kardeþlerinizden biriyim. Boykotu önce kendi ailem ve kendi nefsimle yapmaya baþlayalý yaklaþýk 3 yýl oluyor. Sizinle tanýþýnca benim gibi düþünenlerin olmasýna sevindim. Ama üzülerek görüyorum ki, inananlar olarak her konuda olduðu gibi haklý olduðumuz bu konuda da birbirimize destek olamýyoruz. Ben boykot edilecek ürün ve markalarýn listesini yapýp fotokopiyle çoðaltýp çevremdeki inananlara ulaþtýrdýðýmda hemen hemen herkesin ortak tavrý “biz bunlarýn çoðunu alýyoruz ama baþka ne alabiliriz ki , diðer ürünler bunlar kadar kaliteli deðil” olmuþtur. Ýnsanlarýmýz yaptýklarýný meþru ve haklý göstermeye çalýþmakta, boykotun dolayýsýyla yapýlmasý gereken ortak tavrýn farkýna varmamaktadýrlar. Ýslam düþmanlarý ve yandaþlarýnýn karþýsýnda tüketmeme gücünün ne büyük bir koz olduðunun bilincinde deðiller.Bu bilince ve þuura ulaþmayý rabbim Ümmet-i Muhammed’e nasip eder inþaallah. Rabbim alternatifleri yok diye satýn alýnan boykot ürünlerine karþý alternatif olacak , gönül rahatlýðýyla kullanýlabilecek ürünlerin ve üreticilerin de çoðalmasýný saðlar inþaallah. Gönülden olan desteðimizi fiiliyata ve icraata da geçirelim, hepimiz düþüncelerimizi yazalým , konuþalým ve daha çok inananlara ulaþtýralým. Selam ve dua ile ALLAH’ a emanet olun.

  3. Allah-u Teâlâ Ýslâm ile küfrü ayýrmýþ, ayrý ayrý iki zümre olduðunu beyan buyurmuþ, müminlerle kâfirlerin arasýndaki berzahý açýk ve kesin olarak ilân etmiþtir.

    O’nun koyduðu hüküm ve hudutlarý, 10 berzah Âyet-i kerime’sini arzediyoruz. Bu Âyet-i kerime’ler iman edenler içindir. Ýman ile küfrü karýþtýrmaya çalýþanlarýn Ýslâm ile hiçbir ilgisi yoktur.

    “(Hak ile bâtýlýn, hakikat ile dalâletin, doðru ile eðrinin) arasýný ayýrdýkça ayýranlara andolsun ki!” (Mürselât: 4)

    “Acý ve tatlý sulu iki denizi salýverdi, birbirine kavuþuyorlar. Fakat aralarýnda bir berzah (perde) vardýr, birbirine geçip karýþmazlar.” (Rahmân: 19-20)

    “Yarattýklarýmýzdan öyle bir topluluk da vardýr ki, onlar Hakk’a iletirler ve hak ile hüküm verirler.” (A’râf: 181)

    Berzahlarý bizzat Hazret-i Allah koydu. Bu bir emr-i ilâhîdir. Bu emr-i ilâhîye iman etmediler, itaat da etmediler.

    Ýman etmediklerine göre, tâbi olduklarý dini bilmemiz lâzým. Allah-u Teâlâ biliyor, halk da bilsin.

    Zira iman ile küfür kesin olarak ayrýdýr. Bunu Allah-u Teâlâ ayýrmýþtýr, iþte berzah Âyet-i kerime’leri önünüzde.

    Nur ile nar ayrýdýr.

    Temiz ile pis ayrýdýr.

    Bunu karýþtýrmak isteyenlerin asýl gayesi nedir? Kime hizmet ediyorlar, Ýslâm’ý kime peþkeþ çekmek istiyorlar.

    Gördüðünüz gibi küfür âlemi Ýslâm’a harp ilân etmiþ, alabildiðine var güçleri ile Ýslâm’ý küçültmek istiyorlar. Bunlar da onlarýn safýna girmek istiyorlar. Kendileri girsinler ve fakat Ýslâm dini’ne mâletmesinler. Ýman ve Ýslâm bunu reddeder.

    “Bunlar güya Allah’ý ve müminleri aldatmaya çalýþýrlar. Oysa onlar sadece kendilerini aldatýrlar da bunun farkýnda deðildirler.” (Bakara: 9)

    “Hidayet kendisine apaçýk belli olduktan sonra, Peygamber’e muhalefet edip inananlarýn yolundan baþkasýna uyan kimseyi döndüðü o yolda býrakýrýz. Ahirette de kendisini cehenneme sokarýz. Ne kötü bir dönüþ yeridir orasý!” (Nisâ: 115)

    Ýman-Küfür: Ýki Hasým Zümre

    “Ýki hasým zümre.” (Hacc: 19)

    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde Ýslâm ile küfrü ayýrmýþ, ayrý ayrý iki zümre olduðunu beyan buyurmuþ, müminlerle kâfirlerin arasýndaki berzahý açýk ve kesin olarak ilân etmiþtir.

    “Ýki hasým zümre.” (Hacc: 19)

    Allah-u Teâlâ bu Âyet-i kerime’si ile inananlarla inanmayanlarý ayýrmýþtýr. Hâl böyle olunca bir müminin kâfirleri ve münafýklarý dost edinmesi kesinlikle yasaklanmýþtýr.

    Yöneticilerimiz ise bu berzahý kaldýrýyor, “Medeniyetler ittifaký” adý altýnda, kâfirlerle beraber oluyor, “Batý dünyasý ile Ýslam dünyasý arasýnda Türkiye gayet güzel bir köprü görevini oynayabilir. Bu gerçekleþirse 1.5 milyarlýk Ýslam dünyasý ile Avrupa`yý birleþtirme imkânýný yakalayabiliriz. Bu, bana göre çok önemli bir fýrsattýr. Bu fýrsatý kaçýrmamamýz gerekiyor ve Türkiye þu anda, bu yönde adýmlarýný atmýþtýr.” diyorlar.

    Kitabullah’ýn hükmüne rýzâ göstermeyenleri dost edinmenin insaný Ýslâm hudutlarý haricine çýkaracaðý kesinlikle bilinmelidir. Bir müminin her þeyden önce dininde ve imanýnda samimi olmasý gerekir. Küfre rýzâ küfürdür.

    Hazret-i Allah iman ile küfür arasýnda açýk ve kesin bir berzah koymuþ iken kâfirlerle bir olmak, onlarýn küfrünü hoþ görmek hangi müslümana yakýþýr? Müslüman olan bu alçalmayý, Ýslâm’ýn ve imanýn yüksekliðine tercih eder mi?

    “Allah’a ve Peygamber’ine muhalefette bulunanlar, kendilerinden öncekilerin alçaltýldýðý gibi alçaltýlacaklardýr. Hâlbuki biz apaçýk âyetler indirmiþizdir. Kâfirler için alçaltýcý bir azap vardýr.” (Mücâdele: 5)

    Bu iman ve küfür berzahýdýr, hakikat ile dalâlet berzahýdýr. Tevhid ve þirk mücadelesidir.

    Aslýnda bu Âyet-i kerime mümin ile kâfiri, iman ile küfrü ayýrmasý bakýmýndan kâfidir.

    Allah-u Teâlâ Ýman ile Küfrü Ayýrmýþtýr.
    Karýþtýrmaya Çalýþan Ýslâm’dan Ayrýlmýþtýr.

    “Ýman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrýlmýþtýr.” (Bakara: 256)

    Hakk Celle ve Alâ Hazretleri iman ile küfrü, inananlarla inanmayanlarý birbirinden kesin olarak ayýrmýþtýr. Dünyada ayýrdýðý gibi, ahirette de inananlarýn saâdete, inanmayanlarýn felâkete uðrayacaklarýný haber vermiþtir.

    “Ýman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrýlmýþtýr.” (Bakara: 256)

    Baþýmýzdakiler ise iman ile küfrü karýþtýrmaya, küfrü hoþ göstermeye çalýþýyor ve kendileri küfre daldýklarý gibi inananlarý da küfrün içine daldýrmaya çabalýyor, “Avrupa Birliði ile katolik nikâhý kýymak istediklerini” söylüyor.

    Halbuki iman ile küfür, hak ile bâtýl, hidayet ile dalâlet, nûr ile zulmet, saâdet ile felâket apaçýk delillerle birbirinden ayýrt edilir haldedir.

    Ýman ile küfrün bu derece açýða çýkmasýndan sonra, kendilerine tutunanlarý küfre kaydýracak olan taðutlarýn, yoldan sapmýþ önderlerin çürük kulplarýna yapýþanlar ise Hakk’tan ve hakikatten uzaklaþýrlar, hidayeti dalâlete deðiþirler, sapmýþlýk içinde bocalar dururlar.

    “Kim taðutu inkâr edip de Allah’a inanýrsa muhakkak ki o, kopmasý mümkün olmayan en saðlam bir kulpa sýmsýký sarýlmýþ olur.” (Bakara: 256)

    Ýman, aslâ kopmak bilmeyen saðlam bir kulp gibidir. O kulpa sarýlan kiþi kurtuluþ yolunu aslâ kaybetmez, þaþkýnlýklar içinde bocalamaz.

    “Allah iman edenlerin dostudur. Onlarý karanlýklardan kurtarýp nûra çýkarýr.

    Ýnkâr edip kâfir olanlarýn dostlarý ise Taðut’tur. Onlarý nûrdan alýp karanlýklara götürür. Ýþte onlar cehennemliklerdir, orada ebedî kalacaklardýr.” (Bakara: 257)

    Hak ile Bâtýlý Karýþtýrmaya Çalýþan, Sadece Kendisini Aldatýr!

    “Hakký bâtýl ile karýþtýrmayýn, bilerek hakký gizlemeyin!” (Bakara: 42)

    Hazret-i Allah iman ile küfrü, hak ile bâtýlý, hakikat ile dalaleti kesin olarak ayýrdýðý halde bilerek karýþtýrmaya çalýþanlara hitap etmektedir:

    “Hakký bâtýl ile karýþtýrmayýn, bilerek hakký gizlemeyin!” (Bakara: 42)

    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde böyle buyuruyorken bunlar hak ile bâtýlý, hakikat ile dalâleti birbirine karýþtýrýyorlar ve bilerek hakký gizliyorlar, bu fermân-ý ilâhîyi bütünüyle inkâr ediyorlar, Allah-u Teâlâ’nýn hükmünü çiðniyorlar.

    Avrupa Birliði küffar birliðidir. Bunu en üst kurumlarda görev yapan birçok AB yetkilisi açýkça ifade ettiði halde bizimkiler ise þöyle söylüyor:”AB, bir Hýristiyan kulübü deðildir, olamaz. Biz AB`yi baþýndan beri bir deðerler bütünü olarak gördük. Eðer siyasi deðerler bütünü olarak buna yaklaþacak olursak, inanýyorum ki medeniyetler ittifakýný da gerçekleþtirmiþ oluruz. Buna engel olanlar insanlýk karþýsýnda faturasýný ödeyemezler.”

    Bunlar Allah-u Teâlâ’nýn mümin ve kâfir hudutlarýný kaldýrarak, küffar birliðine girmek için dinde ve vatanda her türlü tavizi veriyorlar.

    Allah-u Teâlâ bu gibi kimseleri Âyet-i kerime’sinde bize tanýtýyor ve þöyle buyuruyor:

    “Bunlar güya Allah’ý ve müminleri aldatmaya çalýþýrlar. Oysa onlar sadece kendilerini aldatýrlar da bunun farkýnda deðildirler.” (Bakara: 9)

    Allah-u Teâlâ onlarýn iddiâlarýný reddetmektedir. Her ne kadar müslümanlarý aldatmaya çalýþýyorlarsa da, aslýnda aldanan bizzat kendileridir, en büyük zararý yine kendileri görürler, yaptýklarýnýn vebali kendilerine döner.

    “Hidayet kendisine apaçýk belli olduktan sonra, Peygamber’e muhalefet edip inananlarýn yolundan baþkasýna uyan kimseyi döndüðü o yolda býrakýrýz. Ahirette de kendisini cehenneme sokarýz. Ne kötü bir dönüþ yeridir orasý!” (Nisâ: 115)

    Allah-u Teâlâ’nýn halkettiði bütün mahlûkat hâinlere lânet eder. Çünkü müslüman gibi görünüyor, fakat din-i Ýslâm’a ihanet ediyor. Bir taraftan dini, diðer taraftan devleti yýkmaya çalýþýyor. Fakat onlar bunu bilmezler, gayeleri peþinde koþarlar. Makam, nam, menfaat için devleti yýkýp, hizmet ettikleri kâfirin arzularýný yerine getirmek için vazifelidirler. Bunun için çalýþýrlar.

    Yahudi ve Hýristiyanlarý Dost Edinenler Onlardandýr:

    “Ey iman edenler! Yahudi ve hýristiyanlarý dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onlarý dost edinirse, o onlardandýr. Þüphesiz ki Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51)

    Küfür, Ýslâm’a göre tek bir millettir. Tarih boyunca Ýslâm ülkelerine ve müslümanlara karþý küfür dâima birlikte hareket etmiþtir. Hep düþmanlýk beslemiþ hiç dost olmamýþlardýr. Menfaatleri icabý dost göründükleri anlarda dahi içten içe kalplerinde derin bir düþmanlýk beslemiþlerdir.

    “Ey iman edenler! Yahudi ve hýristiyanlarý dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onlarý dost edinirse, o onlardandýr. Þüphesiz ki Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51)

    Bu ilâhî hitap, Ýslâmiyet’in ilk yýllarýndan itibaren kýyamete kadar gelip geçecek olan bütün müslümanlaradýr. Bu emir inananlara verilmiþtir. Allah-u Teâlâ’nýn emrini, Allah-u Teâlâ’ya inanan bir mümin iman eder ve tatbik eder.

    Erdoðan ise þöyle söylüyor: “Bunun neticesinin saðlýklý olacaðýna inandýðým için, arkadaþlarým ile birlikte bu yola bu þekilde koyulduk. Ama Avrupalý dostlarýmýz bize bu konuda desteklerini artýrmazlarsa, o zaman tabii ki netice almamýz da zorlaþýr.”

    Halbuki kâfirler Ýslâm’ýn ve müslümanlarýn düþmanýdýrlar, müslümanlarýn baþýna dâima bir gaile çýkarmaktan ve kötülük etmekten baþka bir þey düþünmezler. Dinini terkedip kendilerine tâbi olmadýkça, hiçbir müslümandan memnun olmazlar.

    “Sen onlarýn dinine uymadýkça ne yahudiler ne de hýristiyanlar senden aslâ hoþnut olmazlar.” (Bakara: 120)

    Onlar Ýslâm’a ve Müslümanlara Düþmandýr:

    “Sen onlarýn dinine uymadýkça ne yahudiler ne de hýristiyanlar senden aslâ hoþnut olmazlar.” (Bakara: 120)

    Allah-u Teâlâ birçok Âyet-i kerime’sinde müslümanlara yahudi ve hýristiyanlarý tanýtmýþ, onlarýn fitne ve fesadýna karþý emir ve nehiyler koymuþtur.

    “Sen onlarýn dinine uymadýkça ne yahudiler ne de hýristiyanlar senden aslâ hoþnut olmazlar.” (Bakara: 120)

    Nitekim Avrupa 50 yýldýr Türkiye’yi oyalamaktadýr. O kadar iktidar gelip geçti, hiçbirisi bunlar kadar bu iþe baþ koymamýþtý. Küffarýn her isteðini bu kadar yerine getirmemiþti. Avrupa dinî dayatmalarda bulunuyor. Tarihten gelen haçlý kini ile hareket ediyor, intikam almaya çalýþýyor. Bunlar ise bunca tavizi veriyorlar. Üstelik bu tavizlerine Ýslâm’ý alet etmeye çalýþýyorlar.

    Erdoðan bir konuþmasýnda þöyle söylüyor: “Fakat bizden hâlâ bazý þeyler isteme gayreti içinde olanlar varsa, bunlar bir yanlýþýn içindedirler. Artýk Türkiye’nin vereceði herhangi bir þey kalmamýþtýr. Kopenhag siyasi kriterleri ile ilgili ne yapýlmasý gerekiyorsa hepsi yapýlmýþtýr. 17 Aralýk’ta ne istendiyse o da yapýlmýþtýr. Bundan sonra yapacaðýmýz hiçbir þey yoktur. Yapmasý gerekenler konseyin üyeleridir. Konseyin üyeleri büyük çoðunlukla zaten bu iþe ‘evet’ demektedirler. Birkaç ülke ya iç politikalarý sebebiyle bu yanlýþýn içindedirler ya da eski bir futbolcu olmam sebebiyle söylüyorum, tribünlere oynama gayreti içindedirler. Tribünlere oynamayý býrakalým, netice almaya bakalým.”

    Böyle söylemesine raðmen Avrupa istemeye devam ediyor, bunlar da vermeye devam ediyor.

    “Eðer onlarýn güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karþý savaþa devam ederler.” (Bakara: 217

    Ehl-i küfür hiçbir zaman müslümanlara olan düþmanlýklarýndan vazgeçmezler.

    Allah Katýnda Din Ýslâm’dýr:

    “Kim Ýslâm’dan baþka bir din ararsa, onunki aslâ kabul edilmeyecektir. Ahirette de ziyan edenlerden olacaktýr.” (Âl-i imrân: 85)

    Ýslâm bütün peygamberlerin dinidir. Ýlk insan ve ilk peygamber Hazret-i Âdem Aleyhisselâm ile baþlamýþ, zamanýn akýþý içerisinde ve her peygamber geliþinde en mükemmele doðru dâima bir geliþme kaydetmiþtir. Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’a gelince de kemâlini buldu ve son þeklini aldý.

    “Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladým ve size din olarak Ýslâm’ý beðendim.” (Mâide: 3)

    “Bu, dimdik ayakta duran bir dindir. Fakat insanlarýn çoðu bilmezler.” (Rûm: 30)

    “Kim Ýslâm’dan baþka bir din ararsa, onunki aslâ kabul edilmeyecektir. Ahirette de ziyan edenlerden olacaktýr.” (Âl-i imrân: 85)

    “Allah katýnda din Ýslâm’dýr.” (Âl-i imrân: 19)

    Bunlar ise Allah katýnda makbul olmayan, hakiki dinden sapmýþ, asliyetini kaybetmiþ yahudilik ve hýristiyanlýk gibi dinleri Allah katýndaki din olan Ýslâm dini ile bir tutuyorlar, “Medeniyetler ittifaký”, “Üç büyük din” gibi tabirler kullanarak “O da dindir, bu da dindir” demek istiyorlar.

    Halbuki Ýslâm dini ile diðer dinler arasýndaki fark aydýnlýk ile karanlýk, gören ile kör, iþiten ile duyan arasýndaki fark gibidir.

    “(Mümin ve kâfir) iki zümrenin durumu, kör ve saðýr ile gören ve iþiten kimseler gibidir. Bunlarýn hâli hiç eþit olur mu? Hâlâ düþünmüyor musunuz?” (Hûd: 24)

    Allah-u Teâlâ’nýn katýnda makbul olan din yalnýz budur. Bu O’nun hükmüdür. Din olarak yalnýz Ýslâm vardýr. Gerek Allah-u Teâlâ’yý inkâr eden kâfirler, gerekse müslüman görünen din kurucu kâfirler; bu hükmü bozmak, kendi zanlarýna, kendi dinlerine göre bu Âyet-i kerime’yi hükümsüz saymak, kurduklarý bâtýl dini bu Âyet-i kerime’nin yerine koymak isterler. Bunu yaptýklarý zaman da bu emr-i ilâhî’yi inkâr etmiþ olurlar.

    Hüküm budur. Ýlâhî emirler budur.

    Allah’a Ýnanan Bir Millet;
    Allah’a ve Peygamber’ine Muhalefet Edenlere, Hakaret Edenlere Sevgi Beslemez:

    “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin; babalarý, oðullarý, kardeþleri veya akrabalarý da olsa, Allah’a ve Peygamber’ine muhalefet eden kimselere sevgi beslediklerini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah imaný kalplerine yazmýþ ve onlarý kendinden bir ruh ile desteklemiþtir. Onlarý içlerinden ýrmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardýr. Allah onlardan râzý olmuþ, onlar da Allah’tan hoþnut olmuþlardýr. Ýþte onlar Allah’ýn hizbi (partisi)dir. Ýyi bilin ki kurtuluþa ulaþacak olanlar Allah’ýn hizbi (partisi)dir.” (Mücâdele: 22)

    Allah-u Teâlâ’ya ve Resulullah Aleyhisselâm’a düþmanlýk etmek, küfrün ve þirkin en þiddetlisidir. Küfre ve kâfirlere muhabbet ise iman ile bir arada bulunmaz. Kim Allah’ý ve O’nun Peygamber’ini severse, onlarýn düþmanlarýna düþman olur.

    “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin; babalarý, oðullarý, kardeþleri veya akrabalarý da olsa, Allah’a ve Peygamber’ine muhalefet eden kimselere sevgi beslediklerini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah imaný kalplerine yazmýþ ve onlarý kendinden bir ruh ile desteklemiþtir. Onlarý içlerinden ýrmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardýr. Allah onlardan râzý olmuþ, onlar da Allah’tan hoþnut olmuþlardýr. Ýþte onlar Allah’ýn hizbi (partisi)dir. Ýyi bilin ki kurtuluþa ulaþacak olanlar Allah’ýn hizbi (partisi)dir.” (Mücâdele: 22)

    Allah-u Teâlâ bu Âyet-i kerime’sinde kendi dinini, kendi partisini, kendi dosdoðru yolunu ilân etmiþ, kurtuluþun ancak ve ancak burada olduðunu ferman buyurmuþtur.

    Bunlar ise Resulullah Aleyhisselâm’a açýkça hakaret edenleri müdafaa ve muhafaza eden küffar ehli ile Ýslâm ülkeleri arasýnda arabuluculuk yapacaðýz diye uðraþýyorlar. Bir tarafta Allah-u Teâlâ’nýn emir ve hükümlerine göre hareket eden Allah’ýn hizbi, diðer tarafta bunlar.

    Küfre ve kâfirlere sevgi göstermek, Allah’a ve ahiret gününe inanmanýn gerekleriyle taban tabana zýttýr. Zira onlarla dostluk kurmak, küfre sevgi göstermektir. Kim Allah’ý severse, O’nun düþmanlarýna düþman olur. Nur ile karanlýk bir araya gelmediði gibi; bir kalpte hem Allah sevgisi, hem de O’nun düþmanlarýnýn sevgisi beraber bulunmaz. Küfre muhabbet ile iman bir arada barýnmaz. Bir kimseyi sevenin, onun düþmanýný sevmesi mümkün deðildir. Bu iki þey kalpte birleþmez. Kalpte Allah düþmanlarýnýn sevgisi yerleþince orada iman bulunmaz. Binaenaleyh hiçbir müminin hiçbir halde onlarla dostluk kurmasýna cevaz yoktur.

    “Ey Nuh! O senin ehlin deðildir. Çünkü o kötü bir iþ iþlemiþti.” (Hud: 46)

    “Ey iman edenler! Küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarýnýzý ve kardeþlerinizi dost edinmeyin.

    Sizden kim onlarý dost edinirse, iþte onlar zâlimlerdir.” (Tevbe: 23)

    Ýslâm bu imaný gerektirir. Bu Âyet-i kerime’ler kimlerin dost ve kardeþ olacaðýný anlatýyor.

    Bâtýl Yok Olmaya Mahkûmdur:

    “Hayýr! Biz hakký bâtýlýn tepesine þiddetle indirip atarýz da, onun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki bâtýl yok olup gitmiþtir.” (Enbiyâ: 18)

    Allah-u Teâlâ hak ile batýlý, iman ile küfrü kesin olarak ayýrdýðý gibi; küfrü ve bâtýlý kerih, murdar, pis olarak vasýflandýrmýþ, küfür ehlini ve küfür ehlinin temsil ettiði bâtýl itikat ve fikirleri þiddetle reddetmiþtir:

    “Hayýr! Biz hakký bâtýlýn tepesine þiddetle indirip atarýz da, onun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki bâtýl yok olup gitmiþtir.” (Enbiyâ: 18)

    “Allah bâtýlý imhâ eder. Kelimeleriyle hakký gerçekleþtirir.” (Þûrâ: 24)

    Allah-u Teâlâ’nýn hakkýn bâtýla, imanýn küfre, hakikatin dalâlete galip geleceðine dâir hem vaad-i sübhanî’si, hem müjde-i ilâhî’si bulunmaktadýr.

    Bunlar Allah-u Teâlâ’nýn þiddetle beynini parçaladýðý, imhâ ettiði bâtýlý memleketimize sokmak istiyorlar, bu Ýslâm milletini bâtýl topluluklara baðlamak istiyorlar. Ýslâm dýþýnda her þey bâtýldýr:

    “Allah’ýn nûrunu aðýzlarýyla üfleyip söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoþlanmasalar da Allah nûrunu mutlaka tamamlayacaktýr.” (Tevbe: 32)

    “Günahkârlar istemese de Allah, sözleriyle hakký ortaya çýkaracaktýr.” (Yunus: 82)

    Allah-u Teâlâ hakký ve hakikati açýða çýkarmak, Tevhid’in nûrunu parlatmak, Ýslâm’ý yüceltmek ve aziz etmek istiyor. Siz ise bu nûru, bu nûrun temsilcisi bir milleti; bâtýlýn, vahþetin, karanlýðýn temsilcilerine baðlamaya çalýþýyorsunuz. Onlarýn hiç Ýslâm’a ve müslümanlara dost olduðu görülmüþ müdür?

    “Fakat onlarýn çoðu haktan hoþlanmamaktadýrlar.” (Müminûn: 70)

    Siz yönünüzü bâtýl Batý’ya döneli çok oldu, bu tarafa dönüþünüz artýk çok zor!

    “Andolsun ki siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna kulacý kulacýna, arþýný arþýnýna ve karýþý karýþýna muhakkak týpatýp uyacaksýnýz. Hatta onlar daracýk bir keler deliðine girseler bile, siz de muhakkak o deliðe gireceksiniz.”

    Ashâb-ý kiram: “Yâ Resulellah! O milletler yahudiler ve hýristiyanlar mý?”

    “Bunlar olmayýnca baþka kimler olur?” buyurdu. (Ýbn-i Mâce: 3994)

    Dikkat ederseniz bu Hadis-i þerif mucize olarak gerçekleþmiþ, olduðu gibi tecellî ediyor.

    Yoldan Sapanlar:

    “Kim imaný küfürle deðiþirse, þüphesiz ki dümdüz yoldan sapmýþ olur.” (Bakara: 108)

    Ýman bir bütündür, parçalanamaz. Ýman ile küfür arasýnda orta bir yol olmadýðý gibi; iman ile küfür, hak ile bâtýl arasýnda bir mertebe de yoktur. “Bâtýl”a ve “Küfür”e meyleden imanla küfrü deðiþtirmiþ, dosdoðru yoldan çýkýp sapýklýða düþmüþ olur.

    “Kim imaný küfürle deðiþirse, þüphesiz ki dümdüz yoldan sapmýþ olur.” (Bakara: 108)

    Allah-u Teâlâ bir baþka Âyet-i kerime’sinde þöyle buyurur:

    “Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onlarýn yaptýklarý iþler dünyada da ahirette de boþa gitmiþtir. Onlar cehennemliktirler ve orada ebedî kalýrlar.” (Bakara: 217)

    Çünkü kâfir olarak ölmüþlerdir. Ýrtidat etmek suretiyle dünyada müslümanlarýn sahip olduklarý imkânlardan, ahirette de sevaptan mahrum kalýrlar. Cehennemden aslâ çýkmayacaklardýr.

    Müslümanlardan herhangi biri, hangi sebepten olursa olsun dininden döner ve kâfir olarak ölürse, artýk onun daha önce müslüman olarak iþlediði bütün iyi ameller bâtýl olur. Týpký bütün ömürlerini küfür içinde geçiren öteki kâfirler gibi olurlar. Dininden dönenlerin ve hak yoldan yüz çevirenlerin âkýbeti budur.

    Avrupalýlara hoþ görünmek için: “Batý’da bazý çevreler bizi Müslüman demokrat olarak tanýmlýyor. Ancak bizim muhafazakâr demokrasi anlayýþýmýzda sadece toplumun temelini oluþturan Türk ailesinin deðerleri, toplumun örf, âdet ve geleneklerine baðlýlýk vardýr. Bu demokratik bir tutumdur, dini bir tutum deðildir.” diyenlerin durumunun ne olacaðýný siz takdir edin.

    Küffar “Siz müslümansýnýz” diyor, bunlar ise “Bize müslüman demeyin.” diyor.

    “Ýnsanlarý Allah’a çaðýran, kendisi de sâlih amel iþleyen ve “Doðrusu ben müslümanlardaným!” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet: 33)

    “Ýman ettikten, peygamberin hak olduðuna þehâdet ettikten ve kendilerine apaçýk deliller geldikten sonra inkâr eden bir topluluðu Allah nasýl hidayete eriþtirir? Allah zâlimler topluluðunu hidayete eriþtirmez.” (Âl-i imrân: 86)

    “Ýman edip inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarýný artýranlarý Allah ne baðýþlayacak ne de doðru yola iletecektir.” (Nisâ: 137)

    “Onlar iman ettiler, sonra inkâr ettiler. Bu yüzden kalpleri mühürlendi. Artýk onlar anlamazlar.” (Münâfikûn: 3)

    Bunlarý size izah etmekteki gayemiz iman ile küfrün arasýna berzahý koymaktýr.

    Ýman ile küfrün, mümin ile kâfirin ayrýlmasý ve bilinmesi lâzýmdýr. Bu ise ancak Allah-u Teâlâ’nýn emri ile ayrýlýr ve bilinir. Temiz ile pisin ayrýldýðý gibi. Bunu bilmek için de “Ýlâhî Hükümler”i bilmek lâzýmdýr.

    Bâtýla Uyanlar, Ýnkâra Sapmýþtýr:

    “Ýþte böyle, inkâra sapanlar bâtýla uydular, iman edenler ise Rabb’lerinden gelen Hakk’a uydular.” (Muhammed: 3)

    Allah-u Teâlâ kâfirlerin sapýklýk, müminlerin de doðru yolu bulmalarýnýn sebeplerini açýklamak üzere Âyet-i kerime’sinde þöyle buyurmaktadýr.

    “Ýþte böyle, inkâra sapanlar bâtýla uydular, iman edenler ise Rabb’lerinden gelen Hakk’a uydular.” (Muhammed: 3)

    Onlarsa küffar Batý’ya uydular. Batý’nýn küfrünü hoþ göstermeye çalýþýyorlar, kiliseler açýyorlar, nüfus cüzdanlarýndan Ýslâm hanesini kaldýrýyorlar. Bunlar büyük yanlýþtýr. Allah-u Teâlâ’nýn kelâmý Âyet-i kerime’leri önlerine sürüyoruz. Biz bu beyanlarý bir öðüt bir ikaz olmak üzere arzediyoruz ki, kendilerine gelsinler, Ýslâm’a dönsünler.

    Allah-u Teâlâ’nýn ayýrdýðýný karýþtýrmaya, Allah-u Teâlâ’nýn berzahýný kaldýrmaya çalýþmayýn.

    “Acý ve tatlý sulu iki denizi salýverdi, birbirine kavuþuyorlar. Fakat aralarýnda bir berzah (perde) vardýr, birbirine geçip karýþmazlar.” (Rahmân: 19-20)

    Bunlar gibi yoldan sapanlar, hakikat ile dalâleti, doðru ile eðriyi, hak ile bâtýlý karýþtýrmaya çalýþanlar olduðu gibi, Allah-u Teâlâ’nýn yolunda, ilây-ý kelimetullah için mücahede ve mücadele edenler vardýr. Allah-u Teâlâ’nýn berzahýný ortaya koyarlar, teblið ederler, bu uðurda cihad ederler.

    “(Hak ile bâtýlýn, hakikat ile dalâletin, doðru ile eðrinin) arasýný ayýrdýkça ayýranlara andolsun ki!” (Mürselât: 4)

    “Yarattýklarýmýzdan öyle bir topluluk da vardýr ki, onlar Hakk’a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.” (A’râf: 181)

    “Estikçe eserek, (zararlýlarý) savurup atanlara andolsun ki!” (Mürselât: 2)

    “Ey müminler! Allah yolunda nasýl cihad etmek gerekiyorsa öylece hakkýyla cihad edin.” (Hacc: 78)

  4. INSAALAH SONUNA KADAR DEVAM BOYKOTA
    ZATEN KARDESLER BUNDAN SONRA BU ÜLKELERIN MALINI IC RAHATLIGI ILE TÜKETMEK GELMEZ ICIMDEN;

    HER SEFERINDEDE BU SITEYE DESTEK VEREN KARDESLERIME DUA EDECEGIM INSAALLAH

  5. ÝnþAllah devam ediyoruz. Devam etmekle kalmamlý, çevremizi de bu konuda usulüne uygun þekilde haberdar etmeliyiz. Ki GýdaRaporu üyeleri olarak ediyoruzdur. Ben inanýyorum. Bu konuda gayret gösteren bütün kardeþlerimizden Rabbim razý olsun inþAllah.

cihat6eri için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir