KUTLU DOÐUM HAFTASININ ARDINDAN…
BU sene Kutlu Doğum Haftası bütün dünyada çok coşkulu bir şekilde çeşitli etkinlilerle kutlandı. Peygamberimiz(s.a.v.)’e olan sevgimiz çeşitli vesilelerle dile getirildi. İş şimdi, tüm müslümanlar tarafından sergilenen bu sevgi ve bağlılığın sözlerde değil, bir yıl boyunca uygulamalarımızla canlı tutmak ve yaşatmaktır. Bunun için O’nu(s.a.v.) yakından tanımak. Ahlakını, yaşantısını, davranışlarını öğrenmek adeta O’nun(s.a.v) gibi olmaya çalışmak gibi bir gereksinim içinde olmalıyız. Herşeyden evvel güzel Peygamberimiz(s.a.v.) bir insandı ve O’nu(s.a.v) bir insan olarak örnek almamız gerekir.
İşte gönüller sultanı, sevgili Peygamberimiz(s.a.v.)in siyer yazarları tarafından tesbit edilmiş abartısız ve yalansız İnsan Profili… Bu profile odaklanalım, benzemeyen taraflarımızı düzeltmeye çalışalım. O’na(s.a.v.) olan sevgimizin gerçek olduğunu doğrulayalım.
Daima düşünceliydi.
Susması konuşmasından uzun sürerdi.
Lüzumsuz yere konuşmaz; konuştuğunda ne fazla, ne eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için kızmazdı.
Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği tabii idi.
İntikam almazdı.
Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
Kendisini üç şeyden alıkoymuştu;
Kimseyle çekişmezdi.
Çok konuşmazdı.
Boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi.
Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse, o da güler; bir şeye
hayret ederlerse, o da onlara uyarak hayret ederdi.
Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
Her zaman ağırbaşlıydı.
Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü; ayaklarını yerden canlıca
kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden
iner gibi öne doğru eğilir, vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
Adet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilemezdi.
Önüne ne konulursa yerdi.
Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi:
“İlahî doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve
kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık
etmekten ve saygısızlık edilmekten Sana sığınırım.”
Sıradan değildi; ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
O, Hz. Peygamber’di (s.a.v).