Yeniden Gıda Raporu

“Yeniden Gıda Raporu”

    
Yard.Doç.Dr.Hüseyin Kami BÜYÜKÖZER 

“Gıda Raporu Yediklerimiz İçtiklerimiz Helal mı,Haram mı?” isimli kitabımızın 1986’da ilk baskısı yapıldığı zaman,ülke müslümanları olarak,büyük çoğunluğumuz,sanayi ürünü gıda maddelerinin muhtevaları hakkında pek bilgi sahibi değildik 

              
Bilgilenme ve şuurlanma,zaman içinde yükseldi.Kitabımın beşinci baskısının yapıldığı 1992 yılında ise en yüksek noktasına çıktı.Halk tarafından pekçok ürünün boykot edilmesi üzerine bu ürünleri üreten firmalar ve bunların toplaştığı meslek teşkilatları,besleme medyalarını da yanlarına alarak,büyük bir suçlama ve karalama kampanyasına soyundular.Bir yandan TV kanalları kameramanlarını sıraya dizip,bizimle röportaj yaparak, suç unsuru yakalatmaya çalıştılar. Bir yandan da bazı margarin firmaları “Haksız rekabete” sebep olduğumuz iddiaları ile mahkemelerde davalar açtılar.Başta Sabah gazetesi baþ manşetten ve birçok yazılı basın bizi teşhir etmeye çalıştı.

1994 seçimlerinde ise sayın Ecevit hızını alamayarak bir seçim meydan konuşmasında “ülkemizde gıda üretimi yapan firmaların üretimlerinde domuz yağı kullandığını iddia eden yobazlar var.Bu iddiayı yapanların kendisi domuzdur” gibi her türlü edepten uzak saldırılarda bulundu.
Müslüman halkın bu reaksiyonu tabii olarak bazı firmaları daha dikkatli olmaya teşvik ederken,önemli bir kısmını göz boyama yolu ile işlerini devam ettirmeye yönlendirdi.Devletinde 1992’de,1995’de yayınladığı yönetmelik ve kararnamelerle kağıt üzerinde de olsa tedbirler almasına vesile oldu.

Ancak,Gıda Maddelerinin üretiminde kullanılan katkı maddeleri üzerindeki kaos ve şüphe bulutları henüz tamamen bertaraf edilmemiştir.

Elime,fotokopi usülü ile sayfaları çoğaltılmış,ciltlenmiş 2 cm.kalınlığında bir doküman geçti.Kapağında “Gıda Katkı Maddeleriyle Ilgili Somut Gerçekler” yazısı bulunmakta.Ne zaman? Nerede? Kimin tarafından hazırlandığı yazılı değil. Ancak dökümanın sonunda;86 üyesinin adı yazılı Türkiye Gıda Sanayii Işverenler Sendikası,52 üyesinin adı yazılı “Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği”6 üyesinin adı yazılı “Meşrubatçılar Derneği”42 üyesinin adı yazılı “Tüm Gıda Ithalatçılar Derneği”57 üyesinin adı yazılı “Setbir”12 üyesinin adı yazılı “Salça Imalat ve Ithalatçılar Derneği” 54 üyesinin adı yazılı “Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği” başlıklı listeler yer almakta. 


Bütün sayfaları,Gıda Sektörümüze,müslümanlar olarak yaptığımız ciddi ve ilmi eleştiri ve uyarılarımıza cevap verme yerine,elden ele dolaştırılan,E rumuzlu katkı maddelerinden bazıları için yanlış bilgiler ihtiva eden bir listeye reddiye”ile doldurulmuş.

Bu dökümanda toplanan,çeşitli üniversite,araştırma ve Bakanlık kuruluşlarından alınan yazı ve belgeler,gıda sektörü ve kullandıkları katkı maddeleri üzerindeki şüphe bulutlarını maalesef kaldırmamış bilakis daha da şüpheli hale getirmiştir.

Bu iddiamızı açıklığa kavuşturarak,gerek sanayicilerimizi,gerek ithalatçılarımızı, gerek Sağlık Bakanlığını, gerek Tarım Bakanlığını,gerekse mahalli Belediyeleri hem bilgilendirmek hem de uyarı vazifemizi yerine getirmek istiyoruz.

Olay,insan sağlığına zarar verme veya vermeme boyutundan çok,müslümanın inançlarında yasaklanmış katkı maddelerinin kullanılması olayıdır.Kamu ve özel kurum ve kuruluşlar, maalesef olayın bu boyutunu görmezlikten gelmekte ve getirmeye çalışmaktadırlar.

Bu dökümanı yayınlayanlar,medyayı da yanlarına alarak bir kaşık suda fırtına kopartanlar.Iyi bilmelidirler ki,ülkemizde de kullanılan E rumuzlu Katkı maddeleri ve bu maddeleri kullanarak meydana getirilen gıda maddeleri ve ilaçlar dokunulmaz değildir.Tüketici kitlesinde en ağırlıklı yeri olan müslümanların inanç ve sağlıklarına sahip çıkmaları en tabii hakları olduğu gibi,üretici ve onları kontroldan sorumlu yöneticiler de en az kendi inanç ve sağlıkları kadar,bu insanların inanç ve sağlık haklarına saygı göstermek zorundadırlar.

Gıdalarda kullanılan katkı maddeleri ile ilgili düzenlemeler,bütün dünyada,Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Teşkilatı(WHO) ve Dünya Gıda ve Tarım Teşkilatı(FAO) liderliğinde yürütülmektedir.Katkı Maddelerinin insan sağlığına hiçbir zarar vermeden hangilerinde hangi miktar kullanılacağı (WHO) ve (FAO) tarafından tesbit ediliyor.Ancak unutulmamalıdır ki önceden kullanılabileceği deklare edilen pek çok madde sonradan zararları tesbit edildiği için aynı kuruluşlar tarafından kullanımı iptal edilmektedir.Ayrıca yürürlükte olduğu halde,ülkeler tek taraflı olarak pek çok katkı maddesinin kullanılmasını kendi ülkelerinde yasaklanmaktadırlar.Örnek verelim;E123 ABD’de 1976’dan beri yürürlükten kaldırılmış.E104,E131,E154,E173,E174, E175,E180,E215,E217,E236,E237 gibi toplam 52 adet katkı maddesi WHO ve FAO listelerinde mevcut olduğu halde Avustralya geçersiz saymış,ülkesinde kullanımını yasaklamıştır.

Her ülke devleti ve özel kuruluşlar boş oturmuyor.Halkına hizmet edebilmek,onu memnun edebilmek için pekçok araştırma kurumları oluşturuyorlar.Bunlardan bir tanesi de Avustralya Kuzey Bölgesi Allerji Araştırma Merkezidir.WHO ve FAO’nun katkı maddeleri listesinin olduğu gibi gözü kapalı alınmasını uygun görmemiş ve laboratuvarlarında çeşitli araştırmalara tabi tutmuş.(Merak edenler geniş bilgi için internette araştırabilirler.)Ancak toplam bir bilgi olması için,allerji,astım ve kanser riski bakımından bu riski taşıyan insanlar tarafınddan kullanılmasında tehlikeli olan maddelerin sayısının 83 olarak tesbit edildiğini örnek olarak verebiliriz.

Sadece bizim ülkemizde ne kamu ne de özel kurum ve kuruluşlarda bu gibi bilimsel çalışma ve araştırmalar yapılmıyor.Bilakis yapanlara bile hücum üstüne hücum yapılarak susturulmaya çalışılıyor.

Her yerde sorumsuzluk,her şeyde kazanç hırsı ön planda.Halkın sağlığını,halkın inançlarını dikkate alan,düşünen yok.Düşünmek isteyenler ise suçlanarak devreden çıkarılmaya çalışılıyor.

Ancak,bu ülkenin düşünen müslümanları olarak yılmayacağız,korkmayacağız.Sonuna kadar bu halkın,layık olduğuna inandığımız,iyiliklerin,güzelliklerin kendilerine teslim edilmesine kadar mücadeleye devam edeceğiz.Bu kararlılığımızı belirttikten sonra,biz müslümanların gözlüğü ile Gıda Katkı Maddelerine ve bu maddeler kullanılarak üretilen Endüstriyel Gıda Maddelerine nasıl baktığımızı muhterem halkımıza gıda üreticilerimize,ithalatçılarımıza ve devlet adına denetimi üstlenen yetkililere özet olarak anlatmaya çalışalım.

Yakın zamanımıza kadar,müslümanlar,hangi yiyeceğin helal,hangi yiyeceğin haram olduğuna kolayca karar verebiliyordu.Kuran ve sünnet bize kolayca anlaşılabilecek kurallar bildirmiştir.Yakın zamanımızda gelişen gıda endüstrisi,gittikçe yaygınlaşmış,klasik yiyecek ve içeceklerimiz dahi yeni teknolojilerde üretilir duruma gelmiştir.Hergün yediğimiz ekmek gibi. Bunun yanında bilinmeyen birçok yeni gıda çeşidi ortaya çıkmıştır.Coca Cola,ciklet v.s. gibi. Bu durum müslüman tüketiciyi kolayca çözemediği iki soru ile karşı karşıya bırakmıştı.

*Bize sunulan yiyecek ve içecekler Helal mi?
*Bize sunulan yiyecek ve içecekler sağlığa zararlı mı?

Ikinci soruya yanıt bulmakta zorluk çekilmiyor.Zira bu konuda müslümanı,gayrimüslimi çalışmalar yapmakta. Internette bile konuyla ilgili pekçok sayfaya ulaşmak mümkün olmakta.Bu araştırmalarda genellikle,her türlü allerjik astım,kanser ve çocukların beyinsel gelişmelerine menfi etkiler yapabilecek katkı maddeleri üzerinde durulmaktadır.Maalesef müslümanların bu sahada bir tek çalışmasına rastlayamıyoruz.

Birinci soruya gelince.Katkı maddelerinin ve Endüstriyel gıda maddelerinin helal mi? Haram mı? Sorusuna kesin ve tam cevap verebilmek için ciddi çalışmaların ve araştırmaların yapılmasını gerektirir.Bunun için islam alimi sıfatını taşıyan hoca efendiler,doktorlar,gıda mühendisleri,kimyagerlik mesleğinde olan müslümanlarla işbirliği yaparak gerekli içtihatları ortaya koymak zorundadırlar.

Mesela,E441 rumuzu ile bizim gıda maddelerinin üretiminde de kullanılan jelatin (kollagen,gelatin) isimli katkı maddesi hayvani menşeilidir.Türkiye’de ilaç fabrikalarında üretilen ilaçlardan bazılarında kullanılan kapsüller,jelatinden yapılır ve dış ülkelerden ithal edilir.Avrupa ülkelerinde,kendi gıda tüzüklerinde herhangi bir sınırlama olmadığı için mezbahanelerden karışık olarak aldıkları domuz,sığır,koyun deri parçaları ve kemikleri fabriklalarında işleyerek jelatin elde edilir.Daha sonra bu jelatin kapsül haline getirilir.Bir müslüman bu konuda ne yapacaktır?Yine piyasada,hatta SSK hastanelerinde yaygın olarak verilen öksürük şurublarında açıkça 60 mgr. Alkol bulunduğu yazılıdır.Müslüman bu şurubu kullanacak mı?Alkolsüz öksürük şurubu isteme hakkı yokmudur?Üretici firmalar ve başta devlet olmak üzere bu halkın inançlarına saygı göstererek alkolsüz öksürük şurubu yapmanın yolunu bulmak zorunda değil midir?

Yine,margarinlerden,unlu gıda maddelerine varıncaya kadar katkı maddesi olarak kullanılan E471,E472a-f rumuzlu Mono ve Digliseritler,hayvani yağ asitlerinden de,bitkisel yağ asitlerinden de elde edilebilmekte.Ancak ithalatta bu ayrıntı incelenmemekte gıda maddelerinin etiket ve ambalaşlarında da ayrıntı verilmemektedir.
Diğer bir misal E921 Cystein/Cystin rumuzlu katkı maddesi insan veya domuz kılından üretilmektedir.Tıpta ilaç,gıda da unlu gıda ve ekmekte katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

Misalleri çoğaltmak mümkün,bugün tıpta ve gıda endüstrisinde bildiğimiz bitten, yengeç ayaklarına,kandan,domuzun her eczasına,pankreastan,kursağına varıncaya kadar akla hayale gelmedik katkı maddeleri üretilmektedir.Bizim de kursağımıza hergün bunların kullanıldığı gıda maddeleri girmektedir.

Türkiye’de halen onlarca domuz üretim çiftlikleri faaliyet göstermekte.Bu çiftliklerde takriben yılda 700.000 ile 1 milyon baş domuz kesilip,piyasaya verilmektedir.Araştırmalara göre bu domuz etleri,gizli gizli müslümanlara üretim yapan sucuk,sosis,salam fabrikalarına ve büyük market zincirlerine bazı turistik otel ve lokantalara intikal ettirilmekteymiş.

Gıda maddelerinin ambalajlandığı etiket ve şeffaf ambalaşlarda,pekçok katkı maddelerinin isimlerinin yazılı olmasına rağmen imalatta kullanılanlarla çok kere aynı olmadıkları ifade edilmektedir.Mesela Konya’da karamela şekerlemeleri üreten firmalar kontrol edilirse,bu iddiamızı kanıtlayan deliller bulunacaktır.
Ithal edilen katkı maddelerinin,üretildikleri fabrikadaki nitelikleri ile gümrük kapısından girerken belirtilen nitelikleri farklı olmaktadır.

Mesela Almanya’da jelatin üreten firmaların derneğine ait yazıya göre üyesi olan fabrikalarda jelatinin domuz,sığır,koyun artıklarının karışımından ürettikleri belirtilmekte,ancak gümrükten geçen ambalajlarının üzerine sonradan yapıştırılmış “sığır jelatinidir” etiketi ile büyük sahtecilik yapılmaktadır.Ithalatçı ve toptancı depoları dikkatli bir denetimden geçirilip,ithal edildikleri ülke fabrikaları soruşturulursa bu iddiamızın doğruluğu ortaya çıkacaktır.

Bilgisizlik,ilgisizlik ve sorumsuzluk neticesinde üzücü bir tablo korşımızda durmaktadır.

Bütün dünyada toplam bir avuç olmasına rağmen,bilinçli ilgili ve sorumluluk içerisindeki Yahudi toplumu için gerek Avrupa’da gerek Amerika’da “KosherFood” damgası altında Yahudilerin dini inançlarına uygun gıda maddeleri üretilmektedir.

Kurban Bayramından önce,Avrupa kapısında olduğumuz ileri sürülerek,kurban kesme usulümüz için bir kaşık suda fırtına koparanlar,Avrupa’da Yahudilerin inançlarına uygun hayvan kesme izinleri olduğunu görmezlikten geliyorlardı.

Müslümanlar olarak,bizim de en az Yahudiler kadar inançlarımıza uygun yaşama,yeme, içme ve tedavi olma hakkımız vardır.Ancak bu hakkı haketmek gerekir.Kimse,kimseye bedava hak vermiyor bu dünyada.

Evvela,”Hiç bilenlerle,bilmeyenler bir olur mu?”kavlince bilinçli olmaya,bilgili olmaya, şuurlu olmaya mecburuz.Sonra da en az hakkımızı vermek istemeyenler kadar cesur olmalıyız.

Bir Ayeti Kerime:”Siz verdiğimiz rızkın temizlerinden yiyin,onda taşkınlık yapmayın.Sonra gazabımız üzerinize helal olur.Gazabım kime helal olursa artık o düşmüştür ve ben tevbe eden,salih amel işleyen ve sonra da yola gelen kimselere karşı elbet bağışlayacıyım.” (En-am suresi 81-82)

Bir Hadis-i Şerif
Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ettiğine göre Resul-ü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
“Şüphe yoktur ki.Allah-u Teala Hazretleri paktır,ancak pak olanları kabul eder.Cenab-ı Hak,Peygamberlerine neyi emretti ise,müminlere de onu emretmiştir.Hak

Teala,Peygamberlere:
“Ey Peygamberler,pak ve helal taamlardan yeyiniz.Iyi ve hayırlı işler yapınız.”
Müminlere de:”Ey müminler,verdiğimiz pak ve helal şeylerden yiyiniz”buyurmuştur.

Sonra Resul-ü Ekrem (s.a.v.) bununla ilgili olarak:
“Allah yolunda sefer yapmış,üstü başı tozlanmış bir adam,ellerini göklere uzatarak:”Ya Rab,ya Rab!” diye yalvarıyor.Halbuki onun yediği haram,içtiği haram,giydiği haram,gıdası haramdır.Böylesinin duası nasıl makbul olur?” buyurmuştur.(Muslim)
Diğer bir Hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur.Ibn-i Mesud (r.a.) rivayet ettiğine göre Resul-ü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur.
“Şüphesiz ki Allah sizin şifanızı size haram kıldığı şeylerde kılmamıştır.”(Buhari)
Maksadım,müslüman kardeşlerimin yaşama sevincini karartmak,hayatını zorlaştırmak değildir.Bilakis sıkıntıyı tesbit edip çözüm üretmektir.

Bugün için en uygun çözüm,müslüman tüketicilerin örgütlenmesidir.Bir vakıf veya dernek etrafında toplanılabildiği taktirde bilgilendirme,imalatçı ve ithalatçı firmaları uyarma,bu hizmetleri yerine getirebilmek için araştırma merkezleri oluşturma imkanları sağlanmış olur.

Bu konudaki görüşlerimizi burada noktalarken Okuyucularımızdan gelebilecek teklif ve görüşlerini beklediğimizi ifade etmeliyim.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

48 thoughts on “Yeniden Gıda Raporu

  1. Ýslami usulle kesme anlatiminizda eksik var. Hayvanin gozunu kapayacak sekilde bir mendik, temiz bir bez kapatilmalidir.

    Ayrica “Ehl-i Kitab’da olabilir” degil “Ehl-i Kitab da olabilir” demek istiyorsunuz herhalde.

  2. s.a.
    muhterem Kardeþimiz,
    Makine ile Tavuk Kesimi yazýmýzda bu konu çok geniþ olarak anlatýlmaktadýr.
    Saðlýk ve selamet dileklerimizle

  3. Selamunaleykum

    Ehl-i kitab dan kasit Hiristiyan ve Yahudiler mi yoksa bunlarinda icinde oldugu Allah’in gonderdigi kitaba uygun yasamaya calisanlar mi?

  4. Selamunaleykum

    Ehl-i kitab dan kasit Hiristiyan ve Yahudiler mi yoksa bunlarinda icinde oldugu Allah’in gonderdigi kitaba uygun yasamaya calisanlar mi?

  5. aleykumselam, ehl-i kitab ya da kitap ehli tabiri, Allah’ý birleyen Yahudu ve Hýristiyanlar için kullanýlmaktadýr.

  6. Böyle þeylere fazla kafayý takmýþsýnýz.Býrakýn bunlarý da gerçeklerle yaþayýn.20.yüzyýldayýz 7. yüzyýlýn mentalitesi ile hiçbiryere varamayýz.

  7. müslüman, yüce Allaha ve Onun gönderdiði Ýslam dininene teslim olana denir ama ne idüðü belirsiz sen rengini bile vermeden yüce Ýslam dinini 7. yüzyýla sýkýþtýrmaya çalýþýyosun ama ALLAHIN GÖNDERDÝÐÝ SON KÝTAP KURANDIR VE KIYAMET KOPANA DEÐÝN ONUN HÜKÜMLERÝNE UYMAK KAFÝRLERE DEÐÝL MÜSLÜMANLARA FARZDIR DÝLEYEN UYAR DÝLEYEN UYMAZ

  8. BÖYLE ÝSLAMIN VE MÜSLÜMANIN HAKÝR GÖRÜLDÜÐÜ BÝR ZAMANDA ANORMAL BÝRÝ OLDUÐUM ÝÇÝN YÜCE ALLAHA ÞÜKÜRLER OLSUN

  9. ÝNSANIN YEDÝKLERÝ VE ÝÇTÝKLERÝNÝN GÜNLÜK YAÞAMINDA FÝZÝKSEL RUHSAL VE PSÝKOLOJÝSÝNE NE KADAR ETKÝ ETTÝÐiNÝ BÝLÝYORMUSUNUZ? SÝZ YEDÝKLERÝNÝZ VE ÝÇTÝKLERÝNÝZDE MEYDANA GELDÝÐÝNÝZÝ BÝLÝYORMUSUNUZ? TIP BÝLÝMÝNÝN GÜNÜMÜZDE GÜNLÜK TÜKETÝLEN YÝYECEKLERÝN ÝNSANLAR ÜZERÝNDEKÝ TIBBÝ AÇIDAN PSÝKOLOJÝK AÇIDAN YAPTIKLARI ETKÝLER ARAÞTIRILMAKTA VE TÜKETÝLEN GIDARýn KESÝNLÝKLE ÝNSANLARIN YAPILARINI ETKÝLEDiKLERÝ KANITLANMIÞTIR. ARZU EDERSENÝZ TIP ALANINA BAKABÝLÝRSÝNÝZ.internet karþýnýzda !
    BÝR HATIRLATMA EÞÝNÝ KISKANMAYAN TEK CANLI DOMUZ DUR.!!! …
    DOMUZ TÜKETENLERDE GÖRÜLEN DEÐÝÞÝKLÝK !!—EÞÝNÝ KISKANMA MA. !!!… 7.YÜZ YIL MI? DÜNYANIN SONUNA KADAR MI? GERSÝ SÝZE KALMIÞ ÝSTEYEN ÝSTEDÝÐÝ YERE GÝDEBÝLÝR . Cennet de hak cehennem de!

  10. Yavrum 20. yüzyýlda olman senin ALLAHIN emirlerine karþý gelmeni gerektirmez sen müslümansan helale ve harama dikkat etmek zorundasýn. öldükten sonra nereye gideceðini bilyorsan tabiiki hesap var herþeyin hesabý RASULULLAH S.A.V Efendimiz buyuruyorki ibadet on kýsýmdýr onda dokuzu helal yemektir yya kardeþ

  11. abi birde þu tavuðun tüylerinin yolunma aþamasýnda içinin baðýrsaklarý ,pislikleri temizlenmeden kaynar suya giriyor ve o galiza necislerden olan tavuk pisliði ete sinmiþ oluyor dolayýsýyla o tavuk eti haram olmuþ oluyormu olmuyormu? ama en azýndan mundarlýk yoluyla tam þüpheli olmuþ olmuyormu bu konuya bi açýklýk getiremezmisiniz.ALLAH cümlemize haram ve þüphelilerden sakýnmayý nasip etsin Esselamü Aleyküm.

  12. biz müslümanlar GERÇEKle yüzleþeceðimize inandýðýmýz için bunlarI kafaya takmak zorundayýz.ve Dinimiz eðer bir þeyi haram kýlmýþsa bu sadece haramkýlýnmasýnda bir hikmet olduðu içindir.bu keyfi birþey deðildir.V e bu mantalite 7. yüzyýldan kalma diil:dünya yaratýldýðýndan bile eski bir mantalite.Hatta 21. yüzyýlý yaþayan bu dünyayý da bu mantalitenin sahibi yarattý.saygýlarýmla…

  13. “ÖYLE BÝR ZAMAN GELECEK KÝ KÝÞÝ ALDIÐI ÞEYÝN HARAMDAN MI HELALDEN MÝ OLDUÐUNA ALDIRIÞ ETMEYECEK.”

    Buhari (büyü-7)

  14. bu normal biri acaba 7. yy ile 21. yy arasinda islami kurallarin degismeyecegini ayrica bu zamanda zorluklarin oldugu gibi o zamanin zorluklarininda oldugunu bilmiyormu.Ayrica siteye tsk ederim cunku helal gidalar konusunda dikkatimi arttirdi

  15. cikolatada alkol varmýþ dogrumu acaba merak edýyorum cok tüketiyormda ??? cvplarýnýzý beklýyorummm

  16. Haram,dua ve ibadetlerin kabulüne mani olur.”Yâ Resullullah!Allah’a benim için yalvarýver de duâsý makbul olanlardan olayým.”diyen bir zata Cenab-ý Fahri Kainat -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz:
    ”Helal yemek ye,duân kabul olsun.”buyurdular.(Taberani)

  17. Ýbadetin onda dokuzu helâl lokmada arandýðýna göre,helal ve haram üzerinde inceden inceye durmak gerkiyor.
    Hadis-i þerifte þöyle buyuruluyor.”Þüphesiz ki Allah’u Teâlâ kýskanýr.Allah-u Teâlâ’nýn kýskanmasý kuluna haram kýldýðý þeyleri kiþinin yapmasýndandýr.(Buhari)
    ”Salih adam için helal mal ne güzeldir.”(Ahmed bin Hanbel)

  18. 20.yüzyýlda olsa 25.yüzyýlda olsa Allahýn hükümleri geçerlidir.Hiç bilmezmisin ki 54 Farzdan birtanesi de Helâlinden yemek ve içmektir.Allah-u Teâlâ yaratmýþ olduðu nimetlerin helâl ve temiz olanlarýný yemelerini bütün insanlara mübah kýlmýþtýr.

  19. Madem 20.yüzyýl çocuðusun burada ne iþin var ? Burasý biz ilkel çaðlar insanlarý için! En iyisi sen burada vakit kaybetme , Çaðdaþ , Atatürkçü sitelerde gezin belki bir kaç yüzyýl daha atlarsýn..

  20. her çikolatada alkol yok kardeþim ülkerin bazý çikolatalarýný gönül rahatlýðýyla yiyebilirsiniz mesela üzerine bakýn soya lesitini yazýyorsa,ve nebati yað yazmýyorsa yiyebilirsiniz…ayrýca size cevap yazdýðýný zanneden þu cahil kardeþe bakmayýn o helal ve haramla dalga geçiyor adeta diðer sorulardaki cevaplarýna bakarsanýz çoðunu öylesine boþ mesaj göndermiþ bu huyundan vazgeçer umarým bu öyle alay edilecek bir konu deðil,allah akýl fikir versin bu kardeþimize sizde allaha emanet olun baþka sorularýnýz olursa bildiðimiz konuda yardýmcý oluruz inþ…a.e.olun…

  21. siz galiba bu konularla dalga geçiyorsunuz mesajlarýnýza baktým bazýlarýna alaycý tavýr içinde,bazýlarýna hatta çoðuna öylesine boþ mesaj,bazýlarýnada rasgele harflerle cevaplar yazmýþsýnýz..eðer helal-e harama inancýnýz varsa üyeliðinizi devam ettirin yok böyle herkeze bilip bilmeden boþ mesajlarla,alaycý tavýrlarla mesaj yazacaksanýz bu huyunuzu býrakýn lütfen insanlara birazcýk saygýnýz varsa çok ayýp bu yaptýðýnýz…bilmediðiniz konulara cevap yazmayýn.a.e.o…

  22. demek öyle diyorsunuz kardeþim herhalde öbür dünyaya vardýðýnýz zaman allah-ü teala hz’lerinin size hitaben;ey kulum sen haram yedin ve haramý destekledin ama olsun 20.yüzyýlda haram yemek serbest oldu 7. yüzyýlda haramdý herþey cennetin kapýsýndan dilediðinden gir diyeceðini
    mi ümid ediyorsunuz???.ne büyük cahillik deðilmi 20.yüzyýldayýz ama yediðinin içinde domuzmu var,alkolmü var yoksa saðlýðýna zararlý kimbilir neler var onlarý bile öðrenmeye çalýþmaktan acizsin…acizkul koy adýný bilmemek deðil,öðrenmemek ayýp,ama öðrenmemeye hiç çabalamamakta acizlik bu arada madem öyle düþünüyosunuz bu sitede ne iþiniz var cevap verin???

  23. islami kurallara göre kesim için yukarýda yaptýðýnýz; (oncelikle hayvaný kesecek olan insan Müslüman olmalýdýr. (Ehl-i Kitab da olabilir).) cümleniz çok güzel baþlýyor ve anlamsýz bir parantez içiyle bitiyor. ne demek ehli kitapda olabilir!!!! ehli kitap deyince zaten müslümanlar yani hak din olan islama ,son ve hak kitap olan kuraný kerime inananlar ifade ediliyor zaten. baþkalarý ehli kitap deyince günümüzde kuraný kerimden baþka hak kitap varmýþta onada inananlarýn ehli kitap olduðunu anlayabilirler. allahü teala “sizin dininizi kemale erdirdim size hakdin olarak islamý seçtim demiyormu

  24. ehli kitabýn kestiði et haram olmaz derken kafir olanýn kestiði et haramdýr anlamýný çýkarabiliriz. kafirleri de allahü teala kitabýnda bize þu ayetle tanýmlyor (“ALLAH MERYEMOÐLU MESÝHTÝR” DÝYENLER GERÇEKTEN KAFÝR OLMUÞLARDIR.”)(Maide:72)
    (“ANDOLSUN KÝ : ALLAH ÜÇ ÝLAHTAN ÜÇÜNCÜSÜDÜR. DÝYENLER KAFÝR OLMUÞLARDIR.”) (Maide:73)
    allah üç ilahtan üçüncüsüdür demek hem hem üç kelimesi hemde üçüncü kelimesi itibariyle olmak üzere iki yönden küfürdür.katýksýz þirktir. Bir ilahtan baþka ilah olmadýðý halde üç ilah farzetmek, bir olan allah’ýn hakkýný inkardýr, zulümdür. ” allah üç demek gibi bir çeliþkidir. þimdi bunlarýn kestiði et yenirmi diyorsunuz o kýsmýna bir açýklýk getiriniz. (ey ehli kitap! dininizde taþkýnlýk etmeyin. allah hakkýnda ancak gerçeði söyleyin.) (Nisa:171)

  25. siz dedinizki kesilecek hayvanin yere yatirilmasi gerek dediniz ama tavuklarda bu böylemi bunu aciklarmisiniz .cünkü kesimi bir fabrikada olan tavuk bu konumda ne oluyor helalmi harammi bunu aciklayin lütfen.

  26. cocuklar annelerini olduruyorsa allah edebi verilmediginden peygamber sevkati esirgeniyor bu ulkenin cocuklarindan

  27. bu dünya fanidir, sakýn aldanma
    maðrur olup tac-u tanta dayanma
    yedi iklim benim deyu güvenme
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan

  28. seherde uyanýrlar cümle kuþlar
    dill-u dillerince tesbihe baþlar
    tevhid eyler daðlar, aþlar, aðaçlar
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan

  29. semavatýn kapýlarýn açarlar
    alemlere rahmet suyu saçarlar
    seherde kalkana hulle biçerler
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan

  30. benim murad kulun, suçumu affet
    suçum baðýþlayýp günahým ref et
    rasulun sancaðý dibinde haþret
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan

  31. uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan
    azrailin kastý canadýr inan
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan

  32. Þeytanýn Peygamber Efendimiz Ýle Konuþmasý
    Seceret-ül Kevn’den

    (Muhîddin-i Arabî) îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor;

    Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî’nin evinde ashabý ile sohbet ederlerken, dýþarýdan:

  33. Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir iþim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi iþiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek:

  34. – Bu sesin sahibinin kim olduðunu biliyor musunuz

    – Allah ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim olduðunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz:

  35. – O, melûn îblîs’tir Allah’ýn laneti O’nun üzerine olsun, buyurunca

    Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden fýrlayarak:

  36. Kapýyý açýn, gelsin. O, buraya gelmek için emir almýþtýr. Söyleyeceði sözleri iyice anlamaya çalýþýnýz’.

  37. Rasûlüllah’ýn izni üzerine açýlan kapýdan melun îblîs içeri girdi. Gözleri yukarý doðru açýlmýþ, kafasý büyük bir fil kafasý gibi. þaþý, köse bir ihtiyar görünümünde. îblîs:

    – Selam sana ya Muhammedi Selam size ey Peygamber ashabý! diye selam verdi. Ýblîs’in selamýný kimse almadý. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    – Selam Allah’ýndýr ey mel’un! buyurarak, bize niçin geldin ya laîn? diye sordu.

    Ýblis:

    – Ben de buraya gelmekten çok rahatsýz oldum. Allah-u Teala’nýn, bir melekle; “Habibim Muhammed’e (S.A.V.) zeliline bir þekilde gidecek ve insanlarý nasýl aldattýðýný anlatacaksýn. Sana ne sorulursa doðru cevap vereceksin þeklindeki emri üzerine buraya geldim.” dedi.

    Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz.

    – Ya mel’un! Söyle bakalým. insanlar arasýnda en çok sevmediðin kimdir? diye sordu, îblîs:

    – Sensin ya Muhammedi diye cevap verdi. Rasülüllah:

    – Benden sonra en çok kimleri sevmezsin? diye sordu, îblîs:

    – Adil devlet reislerini, ilmiyle amel eden alimi, Varlýðým Allah yoluna adayan müttakî genci.

    Sabýrlý olan fakiri ki, ihtiyacým üç gün üst üste hiç kimseye anlatmaz, halinden kimseye þikayet etmez. Þükreden zengini ki, kazancý helal yoldandýr ve Allah rýzasý için harcar ,fakir ve yetimleri korur.

    Kur’ân-ý hýfzederek onunla amel edeni ve beþ vakit Allah (c.c.) rýzasý için ezan okuyan .müezzini, Dinine baðlý, daima abdestli olan zahidi ve kendini haramdan sakýnan merhametli kalb sahi-bini; Helal yiyip cömert olan kiþiyi ve Hakk için tevazu edip, ahlaký güzel olaný; Herkes uyurken gece kalkýp namaz kýlaný; Allah (c.c.) için seviþen iki genci,
    Cemaatle namaz kýlmaya çok istek ve dikkatli mü’mini kalbinde bir þey olmaksýzýn arkadaþlarýna nasihat verip, Allah’ýn (c.c.) tekeffül ettiðini tasdik edeni; Ýhlaslý ve tesettüre riayet eden kadýnlara yardýmcý olan kimseyi; ölüm her an gelecekmiþ gibi hazýrlýk yapan müslümaný hiç sevmem. Bunlar benim can düþmanlarýmdýr, diye cevap verdi.

    Resülullah (S,A.V.) Efendimiz ile îblis arasýnda þu konuþma geçti:

    – Ümmetim tadil-i erkan üzere namazýný eda etse nasýl olursun?

    – Beni bir sýtma tutar, tir tir titrerim. Kul Allah için secde ettikçe bir derece yükselir.

    – Peki, oruç tuttuklarý zaman?

    – Elim, ayaðým baðlanýr. Ta onla iftar edinceye kadar.

    – Kur’an okuduklarý zaman?

    – Eririm. Suda eriyen tuz, ‘Ateþte eriyen kurþun gibi.

    – Hacc etseler?

    – Boynuma bir zincir vurulur.

    – Sadaka verdikleri zaman nasýl olursun?

    – Ýste o zaman halim çok kötü olur. Sanki sadaka veren baþýmdan aþaðýya beni ikiye böler.

    Zira sadakada þu hasletler vardýr;

    Sadaka verenin malý bereketlenir. Allah-u Teala sadakalarým cehennemle arasýnda perde yapar, her türlü belâ sýkýntý ve üzüntüleri ondan giderir, dualarý makbul olur, Kýyamet günü hayýrlarý mizanda aðýr gelir.

    Ýblîs’in bu sözlerinden sonra Resülüllah (S.A.V.)

    Efendimiz, ona sýra ile þu sorulan sordu.

    – Ya mel’un! Beraber oturduðun arkadaþýn kimlerdir?

    – Faiz yiyenler.

    – Dostlarýn kimlerdir?

    – Zina edenler, yalan söyleyenler.

    – Yatak arkadaþlarýn ve hizmetçilerin kimlerdir?

    – Ýçki içenler, sarhoþlar.

    – Misafirlerin kimlerdir?

    – Hýrsýzlar.

    – Elçîn ve habercilerin kimlerdir?

    – Sihirbazlar. .

    – Gözünün nuru nedir?

    – Talak’a (Karýsýný boþamak için) yemin edenler.

    – Sevgililerin kimlerdir?

    – Cuma namazýný terkedenler.

    – Hazinedarýn?

    – Zekat vermeyenler.

    – Peki, ya lain, senin kalbini ne kýrar?

    – Allah rýzasý için cihada giden atlarýn kiþnemesi.

    – Senin cismim ne eritir?

    – Günahlarýna tövbe edenlerin tövbesi.

    – Ciðerini parçalayan nedir?

    – Gece ve gündüz Allah’a çokça yapýlan istiðfar.

    – Peki, yüzünü ne kara eder?

    – Gizlice verilen sadaka.

    – Gözünü kör eden?

    – Teheccüd (gece) namazý.

    – Baþým eðdiren?

    – Çokça cemaatle kýlýnan namaz ve sana devamlý getirilen salavat.

    – Sana göre insanlarýn en sevimli-si kimdir?

    – Namazlarým bilerek kasden býrakanlar.

    – Sana göre insanlarýn en þakîsi kimdir?

    – Cömertler.

    – Seni iþinden ne alýkoyar?

    – Alimlerin meclisleri.

    – Ebu Bekir için ne dersin?

    – Cahiliyyet devrinde bile bana itaat etmeyen O. Ýslam’a girdikten sonra mý itaat edip yalan söyleyecek?

    – Peki Ömer için ne dersin?

    – Her gördüðüm yerde ondan kaçarým.

    – Peki Osman için?

    – O’ndan pek çok utanýrým.

    – Peki ya Ali için ne dersin?

    – O’nunla baþa çýkamam! Beni kendi baþýma býraksa. Ben de O’nu býraksam. Ama O beni býrakmaz.

    Resülüllah (S.A.V.) Ýblîs’in bu sözlerinden sonra söyle buyurdu.

    – Allah’a hamdolsun. Ey þakî Ümmetimin saadete kavuþmasý için ahiretine hazýrlanmasýný saðladýn.

    Bunun üzerine Ýblîs de þöyle dedi:

    – Ya Muhammedi Ümmetinin saadeti için nasýl ferah durursun? Ben o belli vakte kadar sað kaldýkça, onlarýn kan damarlarýnda dolaþýr, vesvese veririm. Beni yaratan Allah’a yemin ederim, ki, onlarýn alim ve cahillerim, abid ve tacirlerini velhasýl hepsini azdýrýrým. Yalnýz Allah’ýn salih kullarý müstesna. Ýþte onlarý azdýramam.

    Rasülüllah (S.A.V.) Efendimiz:

    – Sana göre bu salih kullar kimlerdir. Ya Lain? diye sorunca Ýblîs;

    – O salih kul ki mal ve parayý sevmez, medhedilmekten hoþlanmaz, hemen onu býrakýr, kaçarým. Bir kimse ki malý, parayý ve övülmeyi sever, kalbi dünya arzularýna baðlýdýr. Ýþte o benim en itaatkar dostumdur.

    Sonra benim yetmiþbin tane çocuðum vardýr. Onlarýn her birini bir yere tayin etmiþimdir. Her çocuðumun da yetmiþbin tane þeytaný vardýr.

    Onlarýn bir kýsmým ülemaya, bir kýsmým meþayiha, bir kýsmým ihtiyar kadýnlara musallat etdim. Bir kýsmým gençlere ve çocuklara gönderdim. Gençlerle aramýz gayet iyidir. Çocuklarla da bizimkilerin istedikleri gibi oynarlar. Bir kýsmýný da âbid ve zahidlere yolladým. Her taraflarýndan hücum ederler. Öyle bir hale gelirler ki, baþlarlar, çeþitli sebeplerden herhangi birine sövmeye. Ýþte böylece ihlaslarý gider. Yaptýklarý ibadetleri ihlassýz olur. Fakat bu durumlarýnýn farkýnda olamazlar.

    Rasûlallah (S.A.V.) ile iblis arasýndaki konuþma þöyle devam etti:

    – Rabbinden neler taleb ettin?

    – On þey taleb ettim.

    – Nedir o taleb ettiklerin ey mel’ ün?

    – Þunlardýr: Birincisi, Allah’tan beni, Adem oðullarýnýn malýna ve evladýna ortak etmesin! diledim. Bu ortaklýk talebimi yerine getirdi. Ki bu (Onlarýn mallarýna ve çocuklarýna ortak ol. Onlara vaad et. Halbuki þeytan onlara aldatýþtan baþka ne vaad eder “îsra: 64”) ayet-i celîlesi ile sabittir.

    Besmelesiz kesilen her hayvanýn etinden, faiz ve haram karýþan her yemekten yerim. Þeytandan, Allah’a sýðýnýlmayan malýn da ortaðýyým. Öyle ki, cinsî münasebet anýnda besmele çekmeyip þeytandan Allah’a sýðýnmayan kimse ile birlikte, hanýmý ile birleþirim. Ve o birleþmeden hâsýl olan çocuk bize itaat eder, sözümüzü dinler.

    Her kim hayvana (veya vasýtaya) binerken haram yola gitmeyi isteyerek binerse ben de onunla beraber binerim. Ona yol arkadaþý olurum. Bu da ayet ile sabittir. Allah-u Teala bana þu emri verdi: “Onlar üzerine suvalilerinle, piyadelerinle yaygara çýkart. -îsra: 64-“

    Kendime kardeþler istedim. Bana mallarým israf edenlerle, ma’siyet yoluna para harcayanlarý verdi. Bu da þu ayet-i celîle ile sabittir. “Çünkü (mallarýný) saçýp savuranlar þeytanlarýn kardeþleri olmuþlardýr. Þeytan ise Rabbine (karþý) çok nankördür.”)

    Ben Adem oðullarýný görebileyim, fakat onlar beni görmesinler diye, diledim. Allah kabul etti.

    Bunun üzerine Resülülah (S.A.V.) þöyle buyurdu.

    – Eðer bu söylediklerin! Allah’ýn (c.c.) Kitabýndaki ayetlerle isbat etmeseydin seni tasdiklemezdim.

    Ya Muhammedi Ben hiç kimseyi azdýrmaya, delalete düþürmeye kadir deðilim. Ancak vesvese vererek kötü bir þeyi güzel gösterebilirim. Eðer delalete düþürmeye imkaným olsaydý, dünyada Allah’a ve Peygamberlerine inanan hiç bir insan býrakmaz, hepsin! delalete ve küfre sürüklerdim.

    Nasýl ki, sen de, hidayete kadir deðilsin. Zira Sen ancak Allah’ýn Rasülüsün ve tebliðe memursun. Þayet hidayet elinde olsaydý yeryüzünde tek kafir býrakmazdýn.

    Sen, Allah’ýn mü’min kullarý için bir hüccetsin… Ben de, kendisi için ezelde þekavet yazýlan kimselere bir sebebim.

    Hidayet de, dalalet de ancak Allah’ tandýr.

    – o –

    Þeytan onlara vaad eder, olmayacak kuruntulara ve ümidlere düþürür. Fakat þeytan onlara kuru bir aldatmadan baþka ne vaad eder?

    Ýþte onlarýn (aldananlarýn) varacaklarý yer cehennemdir. Oradan kaçacak bir yer de bulamayacaklardýr.

    Nisa Süresi Ayet: 120-21

    Kur’an okuduðun vakit, o kovulmuþ þeytandan. Allah’a sýðýn.

    Hakikat þu ki iman edipte Rableri-ne tevekkül edenler üzerinde o þeytanýn herhangibir hakimiyeti yoktur.

    Onun hakimiyeti ancak, kendisini dost edinenlere ve Allah’a ortak koþanlaradýr.

    Nahl Süresi: Ayet 98-99-100

  38. Öncelikle harama helal, veya helal olana haramdýr demek insaný dinden çýkarýr. Bu bakýmdan bir þeye helal haram derken fetvalara, bu konuda selahiyet sahibi olanlara dayanarak bilgi vermek en iyisidir. Aman dikkat. Konu sigara olunca orada durmak lazým. Hem vücudumuz için 4000 den fazla zararlý maddeyi sürekli olarak içimize çekerek bir çeþit intihar edecek hem de arkasýnda durup savunmak hakkýnda söyleyecek söz bulamýyorum. Allah insaf versin…

KaRaBoCeK için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir